kayıt



sitede ara

reklam

Milliyet

Bilgisayar Oyunlarının Diğer Yüzü Yazdır e-Posta
Sinan tarafından yazıldı.   
Pazar, 18 Temmuz 2010 00:00

Yıllar öncesinde “Computer” adı altında çıkan ve ağırlığı tonlar ile ölçülen milyon dolarlık makinelerin gelişen ve ucuzlayan teknoloji ile kilo kaybederek eve misafir edebileceğimiz hale gelmesiyle başlıyor hikayemiz. Doğaldır ki atalarının aksine, evde savaş taktikleri veya bilimsel araştırma için kullanamayacağımız

 bu aletlerin yeni kullanım alanları kazanması gerekmekteydi. Ofis uygulamaları için oldukça sık kullanılsa da bilgisayarların meşhur olmasındaki büyük pay oyunlara aittir. “Pong”, “Tetris” gibi yapıtaşlarından, çıkış tarihlerine gün saydığımız “Starcraft 2”ye kadar büyük bir yelpaze ile karşı karşıyayız...

Başlığı görünce biraz korkarak yaklaştınız belki de, ne de olsa zamanımızda sık sık oyunların sözde zararlarındna ve başımıza getirdiği sorunlardan bahsediliyor; değişiklik olması için bu yazıda oyunların eğlendirici yönünün yanısıra bize kazandırdıklarından bahsetmek istiyorum. Kazandırdıkları derken “eğitici” oyun adı altında bizlere tarih dersi vermeye çalışan yada matematiğimizi geliştirmek için seri bir biçimde havuz problemlerini arka arkaya sıralayan ucubelerden bahsetmiyorum. Gerçekten de eğlenmek için oynadığımız ve oynarken bizi geliştirdiğinin farkına çok da varmadığımız oyunlardan bahsediyorum. “Klavyem bastığınca” ve dilim döndüğünce, oyunların faydalarını kategorilere ayıracağım, öyleyse ilk maddemizle başlayalım.

1-) Çeviklik: Hangimiz bir “Mario” olup da düşmanlarımızın üzerine atlamak veya bir mantarı alabilmek için ter dökmedik ki? “Half-Life” oynarken zamanında davranarak uzaylıları kendimiz ölmeden önce öldürmeye çalıştığımız saatleri hiç saymıyorum bile. Evet, doğru bildiniz; konumuz çeviklik. Çeviklik, hızlı karar verip hızlı bir biçimde önlem alma yeteneği olarak görülebilir ve aksiyon adı altında bulunan oyunların en büyük getirilerinden bir tanesidir. Çevikliğimizi arttırırken bazen stresimizi de arttırma olasılığı olsa da oyunun sonunu görmenin verdiği ferahlık tartışılmaz derecededir. Peki bu beceri nerelerde lazım olur? Atik davranmayı gerektiren alanlardan futbol, tenis gibi çeşitli spor dallarının yanısıra araba sürerken de lazım olan bu beceri aynı zamanda marangozluk gibi el becerisi gerektiren mesleklerin de olmazsa olmazı.

2-) Zeka: Hep derler oyunlar zeka geliştirir diye, fakat her oyunun aynı ölçü de geliştimeyeceği kesin. Bu yeteneği en iyi geliştiren oyunlar bizleri farklı şekillerde düşünmeye zorlayan ve aynı zamanda da çözüm üretmeyi bize bırakanlardır. Bulmaca ve macera oyunları bu kısımda akla ilk gelenler olsa da her oyunda eser miktarda da olsa bu ögeler bulunabilir. “Monkey Island”da korsan olmak için olan yolculuğumuzda elimizdeki eşyaları ve kafamızdaki soruları en uygun biçimde düzenlerken hikayenin o büyüleyici güzelliği altında zekamızı geliştirdiğimiz aklımıza bile gelmiyor. Burada en etkili faktör oyundaki yolları bizim keşfediyor olmamız, yoksa tekrar oynayışlarda veya çözümlerini okuyarak yaptığımız hileli yolculuklarda aynı faydayı alamayabiliriz. Bu beceri her alanda gerekli olsa da, yazarlık ve atılımcılık en çok gerektiği alanlardan.

3-) Sabır: Belki de oyunlarda bulunmaması gereken bir beceri türü, beklemeye alışmak olarak da adlandırılabilir. İki şekli mevcuttur, birincisi oyunun çıkış tarihini beklerken kazanılır ve genellikle iyi oyunlar için geçerlidir; ikincisi ise oyunların sonunu beklerken kazanılır ve iyi olması gerekip de bekleneni vermeyen oyunlar için geçerlidir. Örneğin “Diablo 3” için daha epey beklememiz gerektiğini biliyoruz, fakat ilk tür bekleyişin getirisi çok az miktardadır. Esas olan ise çok beklediğimz ve merakla aldığımız bir oyunun “süper” olacağını düşündüğümüz finalini getirmek için milyonlarca birbirini tekrar eden anlamsız görevi yerine getirirken gereken ve kazanılan sabırdır. Bu beceriye en çok masa başında iş yapan kişiler ihtiyaç duyar, fakat gerçek anlamda herkes için olmazsa olmazdır.

4-) Takım Çalışması: Bir bütün olarak yol alabilmek oldukça güzel bir iştir, fakat bunun için takımdaki her bireyin “birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” felsefesini taşıması lazım. Çok oyunculu olarak oynanan ve birden fazla kişinin aynı takımda yer alabildiği spor oyunları, ayrıca birlikte ilerlemenin şart olduğu aksiyon oyunları bu beceriyi takıma kazandırmaktadır. Düşünsenize “Mario Party” oynarken çıkan mini oyun için oluşturulan ekip uyumlu olmazsa ne tür bir başarı elde edilebilir ki? Yada “Contra” oynarken sizi geride bırakan dost ile neler yapabilirsiniz? “Team Fortress 2”deki oyuncularıyla bütünleşmiş bir takıma karşı gelmek de hiç kolay olmaz hani! Bu yetenek ekip çalışması gereken ve proje üzerinde çalışan mühendislik dallarında ve yine takım sporlarında gereklidir.

5-) Yeni Arkadaşlar: Belki bir yetenek değil, fakat emin olun ki oyun oynamak size yeni arkadaşlar kazandıracak. Üstelik aynı ilgi alanına sahip, konuşacak konularınızın bol olduğu arkadaşlar... Bazen de belki bir daha görmeyecek olsanız da takımınızı başarıya taşımak için uyum sağlamanız gereken arkadaşlar... Bir oyun bir insan formülünden, her oyun bir arkadaş getirebilir diyerek bu getirinin mesleki hayat için değil de hayatın ta kendisi için bir ön koşul olduğunu hatırlatmak lazım.

Toparlayacak olursak, oyunların görmediğimiz birçok faydası var; fakat bir oyuncu olarak oyunları asla bu tarz bir yarar için oynamıyoruz... Oyunları oynuyoruz, çünkü oynamayı seviyoruz.

Son Güncelleme: Salı, 20 Temmuz 2010 05:42
 
RocketTheme Joomla Templates